Nedir şu herkesin dem vurduğu yalnızlık? Herşeyden soyutlanıp yalın ve basit mi olmak? Yoksa tecerrüd edip ; bir elif, bir vav gibi hayatın tam orta yerinde durmak mı? Yoksa kalabalığın ve tüm hercümercüyle hayatın içinde olup; ama herşeyden kopmuş ve tümalakalarını yitirmiş bir virane gibi hissetmek mi?Belki de hepsi? Bilemiyorum.Bildiğim bir şey varsa o da, bu basitlikte ve yalınlıkta; esatetin, ve bu boğulmuşlukta;bir ihyanın münderic olması...Beklersin hani yıllarca, umut edersin hani aylarca ,ama gelmezler,sormazlar,gelmez ve sormazda aramadığı gibi...İşte o zaman çöker üzerine ;ev,şehir,gökyüzü ve tüm ihtişamıyla sema..O zaman tüm yalınlığıyla kucak açar sana o mefhumu mechul halet.....O zaman uruc edersin yukarılara ta semalara.......Hani insan ağlamak ister,gözlerinden yaş gelmez...Hani gülmek ister,yürekten gülmez....Hani birini bekler hiç gelmez.....İşte o zaman ölmek isterde insan; ECEL gelmez....İşte o zaman içinden kopar Bir şeyta derinlerden, bir hiffet peyda olur insanda, bu ise tecerrüdün ve bütün maddi kayıtlardan sıyrılmanın ilk tezahürüdür belkide....O zaman sana vahşi ve yabancı görünen bütün mevcudatla bir alaka bir ünsiyet peyda edersin. Kırarsın herşeyi karanlık gösteren o kapkara gözlükleri...Onların kırılmasıyla kainat bir başka görünür nazarına..Vahşi ve ecnebi görünen herşeyle bir alaka bir ittisal peyda edersin..O zaman basitliğin ve yalınlığın tam orta yerinde besateti ve ihyanın tüm ihtişamıyla tecessüm ve arzı didar edişini müşahede edersin...Denizlerin dalgaları,martıların uçuşu,havanın temevvücü,kuşların cıvıldaşmaları,yağmurun şıpıltıları,semanın zaman zaman haykırışları sana yoldaş olur bu uzun seferde..O zaman yalnızlık denilen mefhumun bu nazarla bakıldığında yalnızlık olmadığını kainatın herşeyiyle bizimle alakadar olduğunun anlarsın...Bir sinekteki uçma şevkini,bir arıdaki iştiyakla çalışma ve üretme heyacanını,bir ateş böceğindeki aşk ve heyacanı anlamaya çalışır ve bunlar sana yaşama ümidi oluşunu hayretle müşahede edersin...Sonra hızını alamayıp kainatı safha safha gezip müşahede edip tefekkür edip istihsan edip hayretler içinde kalmayı arzu edersin tüm hissiyatınla...Zerrelerden başlayıp ta yıdızlara ta galaksilere kadar gezmek seyretmekmüşahede etmek arzularsın hissiyatını tetikleyen yalnızlığınla...Sonra hızla tırmanır ufukları aşar, aştıkça mertebeler katedersın, bu mertebeler öyle ceberutane mertebeler değildir sadece yalınlıkta terakkidir belkide....Sen böyle telakki ettikçe bir mertebe daha açılr nazarı ufkuna..Daldıkça dalarsın ezeliyetin buudlarına...Belki de sen yorulmayıp tok olmadıkça seni imkanla vücübün tam orta yerine getirebilir mi? Bilemem getiremese bile hissettirebilir....O zaman belki fark edersin görülmemiş ve müşahede edilmemiş neler neler varmış....Hızla bu seyri bitirip tekrar tekrar aynı heyacanı baştan yaşamak istersin ama bilemem tekrarı müyesser olur mu?Belki şu mısraları terennüm edersin bu son yolculuğunla, ezeliyetin bitmez tükenmez sokaklarında....
Benliğimden uzak olmaktır bence en büyükişkence,
Kes tüm alakaları ver bana beni yeterki,
Bu işkenceyle sendekurtar benden kendini
Hep bereberseyru temaşa edip,
Nazarı istihsanla edelim HAKKAseyeuud...