ANA SAYFA - 08 Eylül 2010 Çarşamba  
Site İçi Arama
 
 
VİLAYET MENÜ
Köyümüz
Muhtarlık
Okulumuz
Soğuk Hava Deposu
Haberler
Haber Arşivi
Tamamlanan Projelerimiz
Hazırlanan Projelerimiz
Faydalı Bilgiler
Foğraf Galerisi
Kaybettiklerimiz
Köyüzmüdeki Bazı Lakaplar
Duyurular
Ziyaretçi Defteri
Link Arşivi
Teşekkür
ANKET
Anayasa Referandumu bugün olsa oyunuz ne olur?
HAYIR
EVET
KARARSIZ

HAVA DURUMU

ZİYAREÇİ DURUMU
Online 6
Toplam 295648

E-POSTA KAYIT
ADI SOYADI
E-POSTA ADRESİ
   
Untitled Document
YAZARLAR
Yazarlar Arşivi


Coşkun USLU

Tüm Yazıları

205 Kere Okundu

 

İŞE YARAMAZIN EN İŞE YARAMAZI

Untitled document

 

          Üç - dört  yıldır haberleri dinlemekten sıkılıyorum. Sürekli atışma, taşlama ve işe yaramaz ne varsa medyada. Hiç bir iyi işe yaramaz  gündem oluşturmakla meşguller. Hepsi birbirinin modasını takip edip, birbiriyle uyutma yarışı içindeler.Asli görevleri olan bağımsız, tarafsız habercilik ilkesiyle gündemi yansıtmak olan şerefli görevlerini unutup, gündem oluşturmak ve taraflı yayın ve yazılarıyla işe yaramazlığın en dibindeler.

          Kendi siyaseti, kendi medyası, kendi tröstleri, kendi adamları olan oluşumların istedikleri, hepimizin kendilerine ait olmamız sanırım. Ama biz öz benliğimizi unutacak kadar zekamız kıtlaşıp, uykuya dalacak kadar aklımız gafilleşmedi ki... Sorunumuzun büyüklüğünden kimimizin haberi var, kimimiz kulaklarımız tıkalı yaşıyoruz iç dünyamızda. Kabullenemediklerimiz karşısında dışarı açılan penceremizi çevirip kendi iç dünyamızın karanlıklarına dönüyoruz. O kadar saf ve güzel milletiz ki, aynen çocuk gibiyiz. Sadece biraz aydınlanmaya ihtiyacımız var. Aydınlanmak için de bugünlerde kime sarılacağımız, kimi dinleyeceğimizi de şaşırmış durumdayız. Aydın dediklerimiz sanırım bugüne kadar işlerini iyi yapmamışlar. Görevini iyi yapan aydınlarımız da bir şekilde cinayetlere kurban edilmiş durumda.

          Bugüne kadar yükseklerde uçan, kendi halkının içinde olamayan, milletini anlayamayan bir aydın zümresiyle bugünlere kadar geldik ve kafamız allak bullak. Her aydınımız Atatürkçüyüm der ama onun tekniklerinden, onun özelliklerinden çok fazla birşey alamamış, onu anlayamamış olmanın karanlığında kalmış aydınlar olarak nitelendirilmelidir. Kendi toplumunu tanıyamayan sadece aydınlarımız da değil. Siyasetçilerimiz de aynı durumdalar.

         Avrupa Birliğinin kes yapıştır yasalarıyla çok uyumlu gidiyoruz. Sınıfsal toplumlu, azınlığın çoğunluğu yönettiği, emperyalist avrupanın kanunları bizi geliştirmeye mi yoksa geriye mi götürür tartışılır. Yalnız şunu iyi biliyorum ki; avrupada olmayan birçok şey bizde var. Bunları sayacak olursak, terör, yoksulluk, tüketim toplumu olmamız, öğretmensiz okullar, eğitimin allak bullak çalkantılı sistemi, öss ve öys, susuz ve elektriksiz köyler ve sayabileceğimiz birçok fazlamız var avrupadan. Şimdi gelelim konunun özüne; bu kadar birbirinden farklı iki toplumu aynı kanunlarla yönetmek akıl erecek bir iş değildir. Ancak, ekonomi, eğitim, üretim, teknoloji, (Hava, Deniz, Tren yolu) ulaşım, terör gibi konuları halledecek kanunlar lazım ülkemize. Öyle kanunları oradan kopyalayıp anayasaya yapıştırarak olmaz. Zaten 1961 anayasasından beri ülkemizde sıkıntının ardı arkası kesilmiyor. Bu anayasayla beraber işçi sınıfından başlayarak ayrışmaya, siyasetin bürokrasiye karışmasını takip eden birçok olumsuz olaylar ortaya çıkarken bunu 1980 Anayasası aynı faktörlerin üstüne olumsuzluklar ekeleyerek takip etti.

          Bürokrasi kanunlarla değil siyasetle yönetilir oldu. Hiç bir ülkede siyasetin devlet kanunlarından üstün olduğu görülmemiştir. İzlenen yol, meşru ve akla uygun bir yol değildir. Olumsuzlukların bir yönü de belediye kanunlarıyla geldi.İmar izinleri belediyelere verildi ve  siyasilere rant yolları açıldı. İhale kanunlarıyla fesat yolları kullanılabilir hale geldi. Konuyu derinleştirecek olursak ve  sayfalarca yazsak da bitmez bu saydıklarım. Genelleme olarak saydıklarımız zaten bizleri dibe çeken sorunlar. Kendi çözümümüzü bulamayacak kadar basiretsizleşmiş olmamız, inanın sadece Türk Milletinin iyi niyeti ve tevazusundan kaynaklanmıştır. Millet bağrından yetiştirdiği lider olacak evlatlarını  teröre veya cinayetlere kurban vermiş ya da yetiştirdim zannedip başa getirmiştir.

         Tarih sayfalarına bakarak durum oldukça basit bir şekilde çözümlenebilir aslında. Senaryo aynı senaryo ve insanlar yine aynı insanlar. Medya bile aynı davranıyor mütareke yıllarındaymışız gibi. İşte bunu iyi tahlil ediniz aziz milletim. Dini, dili, bayrağı, soyu bir millet olarak, ayrışmanın eşiğinde yaşıyoruz. Olduğumuz yerin kaybolduğumuz yer olmamasını temenni ediyorum.

 

   

Haber Tarih: 06.05.2010

 

Yorumlar  Yorum Ekle
hummet
bir zamanlar en güvenilen kurumların başında ordu vardı görülüyorki ne kadar köhneleşmiş. Cumhurbaşkanı Sezer vardı güvenilen. adam teröristleri affetmiş. hukuk vardı güvenilen o da guguk olmuş. eskiden güvenilirlik anketleri yayınlayan gasteler hiç onlardan bahsetmiyorlar ne den. yazıdada belirtildiği en işe yaramazlar bu memlekette adam sayılıp eline iş verildiği için. Bereket versin ki çok da mükemmel olmamasına rağmen son yıllardaki hükümetler biraz olsun memleketi uyandırmaya çalışıyor. ama görüyoruz ki hala o sivil teröristlerin peşinde koşan yalakalar var. hala onların koydukları kemikleri yalamak için salyaları akıyor. Uyanık olmalıyız.
10.03.2010
ATATÜRK KÖŞESİ

AKDOĞANIN SANAL


KATILIM İÇİN TIKLAYIN

YAZARLARIMIZ
Ahmed ALP
Kalbimizin Ülkesi
Alp GÜRKÖK
Doğa, Formlar, Mana
Çağla SU
Gizemli Oda
Coşkun USLU
Anayasayla Ab`ye Girilir mi?
Halil İbrahim YÖNET
YALNIZLIK
Hümmet ÇİFTÇİ
MAHMUT ÖLMÜŞ
Mehmet Çetin
Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?
Suskun Saatler
Bu Reklam Beni Bozar
ŞÜKRÜ KAYA
Kadir Gecesi
 Copyright © 2009 AKDOĞAN KÖYÜ All rights reserved
Designed By CRY YAZILIM